Bu sabah her zamanki gibi annemin "Uyan artııkk" bağrışmalarıyla uyandım. Kahvaltımı bitirip odama tekrar gelene kadar karşıki dağların -ceeendeerrmee cendeerrmeeeee- karla kaplı olduğunu fark etmemiştim. Tabiki içimdeki birazcık umut, yeri seller götürdüğünü görene kadarda sürmedi değil tabi.
Tüm gün boyunca eve gelince "Azgın nehir eriyen karların verdiği coşkunlukla önüne ne gelirse silip süpürüyordu. Soğuk, coşkun, sert sular..." tarzından şeyler yazıcam ve çok seksi olucak şeklinde düşündüm. Hatta bir ara kitap çıkartmayı da düşündüm. Zaten bu blog'u açtım açalı (Yani 3 gündür) kendi kendime düşüncelerimde genellikle "Boşver be oğlum okulda neymiş? Bi tutulsun şu blog 2 seneye kralsın be oğlum" gibisinden konuşuyordum.
Burda sorulması gereken soru, "Dün bir bu gün iki ne çabuk götü kalktı arkadaş" olabilir. Diyecek bir şeyim bile yok. Haklısın, ağzımada tam on ikiden sıçtın yani... Gelebilecek böyle sorulara alışkın olmadığım için formspring'den de uzak durmaya çalıştım bu güne kadar.
Bu arada kendimle ilgili dikkatimi çeken bir husus daha söylemeden geçemiyecem ikidir blogumda başlıklar atasözü şeklinde. Hani benim dikkatimi çektide belkide sizinde çekmiştir diye. Hani çekmese bile böyle bişey var. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek dileğiyle, benden bu kadar...
Burda sorulması gereken soru, "Dün bir bu gün iki ne çabuk götü kalktı arkadaş" olabilir. Diyecek bir şeyim bile yok. Haklısın, ağzımada tam on ikiden sıçtın yani... Gelebilecek böyle sorulara alışkın olmadığım için formspring'den de uzak durmaya çalıştım bu güne kadar.
Bu arada kendimle ilgili dikkatimi çeken bir husus daha söylemeden geçemiyecem ikidir blogumda başlıklar atasözü şeklinde. Hani benim dikkatimi çektide belkide sizinde çekmiştir diye. Hani çekmese bile böyle bişey var. Bu gerçekle yaşamayı öğrenmek dileğiyle, benden bu kadar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Dök içini dök...