Bugün bir arkadaşımla bu konu yüzünden birbirimize tutuştuk. İkimizinde evlenmişliği ve reşit olana kadarda evleneceği yok. Ama yinede dertsizlikten olsa gerek bunu dert edindik kendimize.
Şimdi ben kendi savunmamı yapıcam. Tabikide onun kendi fikrini savunmasına (en azından benim blogumda) izin vermiyecem. (Bu bölüm annelerimizin okuduktan sonra "cık cık" layacakları bölüm)
-Annemin yazımı kesip "Çıkar şu üstünü makinayı çalıştırıcam" demesiyle beraber üstümü değiştirdikten sonra devam ediyorum-
Ne diyorduk... Hah bekarlıktan bahsediyorduk. Şimdi bizim ülkemizde "bekar hayatı" diye benim çok özendiğim dağınık bir yaşam tarzı vardır. Karışan yok, bişey yok arkadaş. Rahatsın, evini bok götürsede umurunda değil. Çünkü sadece yatmak için giriyosun. (Şimdi diyen olur "Erkekler için öyle ama bayanlar?" Hemen cevaplıyım, oda bizim farkımız olsun be abicim)
Olaya bodoslama olarak bakıcak olursak eğer çoktan seçmeli bir hayat. Bir gün onunlasın bir gün bununla. Ama diyorsanki abi ben düzenli hayat isterim. Beni çekip çevirecek, çocuğumun anası, evinin kadını, sokakta hanım efendi, mutfakta aşçı, yatakta vehuuuuuuuuuu biri. Ona bişey diyemiyecem. Ben sokakta yürür mutfakte yemek yerim. Benim için önemli olan yataktır. Sadece yatak performansı içinde kimseyle evlenemem.
Yani diyeceğim o ki; Atalarımız düşünmüşler taşınmışlar ve günümüze kadar ulaşan çok süper bir laf etmişler. Varsa atalara ve sözlerine karşı saygısızlığın karşı çık bu lafıma. Bekarlık sultanlıktır!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Dök içini dök...