Sayfalar

12 Nisan 2011 Salı

Dürttüm-Dürttün-Dürtük


Sonsuz diye nitelendirebileceğimiz şeyler vardır. İşte sayılar, uzay vs... Bunlara neden sonsuz deriz peki? E çünkü biri çıkıpta uzayın sonu burasıdır ve buranın yerlileri çok cana yakındır diyemez. Tabi bu uzayın sonunun olmadığına bir kanıt değildir. İnsan ulaşamadığı için sonsuz der.- En başta sonsuzu tam olarak açıkladım ki birazdan yazıcaklarımı "Hadi be sende" tarzından okumayın.-

Bir de Facebook'ta bir "Dürtme" olayı vardır. Daha doğrusu "dürtüşme"dir bu olayın ismi. Çünkü tek başına yapılan bir eylem değildir. Eğer sen birini dürtmüşsen o da seni dürtecek. Kaide bu. Aslında ben bu dürtmeyi daha farklı kullanıyor ve asıl amacını (Facebook geliştiricilerin amacı olsa gerek) bilmiyordum. Benim yaptığım iş sevdiğim kızı ufaktan dürtmekti, tabi yanında da bir kaç arkadaşınıda dürterdim ki çakmasın olayı. Bu dürtüşmeler esnasında ben bir gerçeği kavradım. ASLINDA BU AMERİKANIN BİZE BİR OYUNU!!11bir!

Hayır bi düşünsene, başka bir ihtimal gelmiyor aklıma. Birinin birini dürtmesindeki sebep nedir? Haydi diyelimki orda tuşu gördün bastın. E be geliştirici kardeşim ne diye koyarsın onu oraya? Bana bir açıklamasını yap hele. Bu gençlerin sonsuzluk olayını başlatmasında en büyük rolü sen oynuyosun. Her genç dürtüldükten sonra "Sende Dürt" tuşuna basarken sana bildiğin sövüyor. Bir de gaza getirmesi yok mu? Facebook'un dedikoducu mahalle karılarından farkı kalmıyor artık. "O seni dürttü sende dürtmelisin. Haydi oğlum ilk o başlattı sıra sende bas şurayaaaaa" Ben tuşu gördükçe bu aklıma gelyor. Böyle birşeyin sonu olabilir mi? Buna sonsuz denmezde ne denir?

-Blogumda çok fazla soru sorduğumun farkındayım. Kendimi çok kaptırıyorum heralde. Neyse devam...-

Hayır birde "dürt" kelimeside çok kaba geliyor. Dürtmek benim bildiğim; tiki olan insanların karın boşluklarına ufaktan ittirmek parmağı. Sırf bu yüzden Türkçe-İngilizce ve İngilizce-Türkçe sözlüğe dürtmek ve poke yazdım. Kelimenin tam karşılığı çıktı. Ben Türklerin uydurduğu birşey sanıyordum oysaki. "Dürtüşmek" hele dürtüşmek. "Biz okanla dürtüşüyoruuououuuz" böyle bir cümle var Türkçe'de yav.

En baştan beri diyeceğim o ki; bu dürtme işlemini yapmayınız. Görmezden geliniz. Ben bir aptallık yaptım ve sevdiğim kızı dürttüm ve tabi bir kaç arkadaşınıda. O kızla çıktık ve ayrıldık. Ayrılana kadar dürtüştük. Hatta bir iki arkadaşıyla hala dürtüşüyoruz. Ben, bu dürtüşmenin sonunu görmemiş biri olarak diyorum ki; biri sizi dürtse de siz ona uymayın. Esen kalın efenim...


4 Nisan 2011 Pazartesi

Kırmızı Başlıksız Yazı

Bu gün yazmak hiç aklımda yoktu. Zaten bir haftadır okula gitmiyordum tam rahatlığa alışmışken bir hafta bitti ve okula gittim bu gün. Bu da yetmezmiş gibi matematik sınavı olduk. -Zaten hiç çalışamamıştım- Ha zannetmeyin ki bu bir haftalık okula gitmeyişimde yattım. Şehir dışına çıktım ve çıktığım gün köpeğimin kaybolduğunu öğrendim. Bir hafta boyunca dönemeyeceğim için bana resmen zehir oldu. Herkes gelir tekrar diyor, üzülme diyor... Ama can işte o da, sokaklarda ne yapar, nasıl eder? Biri kaçırıp ona kötü davrnırsa? Bu düşünceler aklımı yiyip bitiriyor...

O güne kadar köpeğimi hep kendi zevkim için besliyorum diye düşünürdüm. Bu durumada çok üzülürdüm. Ben kimim ki eğlence için bir canlıyı besliyorum diye. Kaybolduğunda anladım ki, ben onun için onu besliyorum. Onun için onu ve yaşadığı ortamı temizliyorum. Onun için onu seviyorum. Onun için yaşıyorum...

Anladım ki ben beslediğim benim eğlence kaynağım bir köpeği değil. Hayatımda sahip olabileceğim en iyi dostumu kaybettim. Hiç büyümeyecek bir bebeği, bir bakışından bile ne hissettiğini anladığım dostumu kaybettim. O kadar rahatına düşkündü ki toprakta yatmazdı, tozda yatmazdı, çimlik alanda severdi yatmayı. Şimdi sadece kulübesi, yemek ve su kabı ve bahçede oluşturduğu patika yollar kaldı.

Ha ben bunu şimdi size niye anlatıyorum? Aslında başlarken yazıya bunları yazmak aklımın ucundan bile geçmiyordu. Ne yazıcağımı bile bilmiyordum. Neden mi yazdım? Arkadaşım işler bir DNS bulup verdi sırf bu yüzden. Şuraya gelip imleci yerleştirene kadar ne yazıcağım hakkında bir fikrim yoktu. Aslında şimdide bişey yazmadım. Sadece neden yazmak istemediğimi yazdım aslında. Ya da öyle birşey işte...

Komikli yazmayı isterdim. Ama bazen öyle bir oluyo ki köpeğimden başka hiçbirşeyi düşünemiyorum. Şimdi de öyle bir anıma geldi. Kusuruma bakmayın artık. Buraya kadar sıkılmadan okuyabildiyseniz size çok teşekkür ederim. Neyse benden bu kadar.

Unutmadan. Bu da köpeğimin resmi;